17 Nisan 2014 Perşembe

Kitap, film ve başka şeyler...



 Son zamanlarda vize telaşı sardı ve ders çalışmaya odaklanmaya çalışıyorum;)
Bu arada yine de kitap okumadan duramadığımdan roman türü değil de mektup veya kısa yazılar şeklindeki kitapları seçtim. Malum evde okunmayı bekleyen bir kule var ya;)

Bedri Rahmi Eyüboğlu-Sabahattin Eyüboğlu Kardeş Mektupları 5 tl lik kitaplardan biriydi ama iyi ki almışım diyorum çünkü çok severek okudum. Kardeşler sanatçı olduğundan mektupları okumaya doyamadım. Paris-İstanbul arası yazışmalarda hem o dönemin yaşam biçiminden hem insanların davranışlarından bol bol malumat edindim. Mektuplardaki incelikli cümlelerse çok etkileyiciydi. Mektup türünü ve sanatı sevenlere tavsiyemdir:)
Şimdi elimde olan kitap ise Esra Yalazan'ın Kelimeler ve Kader kitabı o da gazeteci yazarın köşe yazılarından oluşuyor ama çok değerli bir kitap çünkü matruşka gibi her yazının içeriği bir yazar ve eserini kapsıyor, bildiğiniz bilmediğiniz yazar ve kitaplarıyla karşılaşmak, notlar almak çok keyifli. Bir karıştırın bu kitabı bence bırakamazsınız...


Filmlere gelince geçenlerde sinemada izlediğimiz Aile Sırları filmini paylaşmayı unutmuşum. Konu olarak pek bir derinliği olmayan ama sırf Merly Streep için seyredilir dediğim bir film.
Evde filmi genç bir yazarlık okulu öğrencisinin öğretmeninin de teşvikiyle yazma tutkusunu ve hayal gücünün olağanüstü boyutlarını anlatıyor, ben çok beğendim hatta tekrar izlemeyi düşünüyorum.
Philomena filmini ise mutlaka izleyin derim, çok farklı bir dram film. Başrol oyuncusu da mükemmel, her zamanki gibi:)

 Büyük Budapeşte Oteli filmi ise harika, harika! Filmde tanınmış bir çok oyuncu var, kadro inanılmaz. Çok hareketli, hızlı, görsellik had safhada bir film. Konu mu o çok da önemli olmuyor bu güzellik içinde ama konu da duygulu ve dokunaklı...Ben çok beğenerek izledim, siz de seversiniz izleyin;)


 Bu foto da ders çalışma masamdan, eh gıda da almak lazım çalışırken değil mi? Arada kendimi eğlendirecek şeyler de yapıyorum.


 Bu resim çalışmam da ders çalışma arasında terapi yaptığım bir an. Vazodaki çiçeklerim beni çiz deyip durdu ben de dayanamadım işte:))

Bunlar da yolda çektiğim bir çiçek fotosu...
Çok güzeller değil mi?

Kahvesiz olmaz deyip, baykuş hanımın kahvesiyle bu yayını da bitiriyoruz.
Herkese mutlu bir hafta sonu diliyorum:)

10 Nisan 2014 Perşembe

Bu günlerden...



Biliyorsunuz buna benzer küçük resim çalışmalarımı emeksensin adlı el emeği sitesinde satışa koydum. Bu vesileyle bana da motivasyon oldu ve çizimlere devam ediyorum...
Bu iki resim de yeni yaptıklarım:) Detaylı görmek için emeksensin, sanat kategorisi Nathalie adı altında...


 İstanbul son günlerde mis kokulara büründü, bu harika mor salkımları nerede görsem durup kokluyor, fotoğraflıyorum. Üst foto Maçka'dan, alt foto da Beyoğlu Narmanlı Han'dan...

Uzun paylaşımlar yapamasam da kısa da olsa gündemimden haberler vermeye çalışıyorum. Haftaya vizeler olduğundan ders çalışıyorum. Ama bu arada duramam ya, yeni bir kitaba başladım ve iki film izledim onları da paylaşacağım elbet:)

30 Mart 2014 Pazar

İş gezisinden kareler...




Hafta içi eşimle Adapazarına yaptığımız bir iş takibi, fabrika ziyareti sonucu tesadüfen yolumuz yarım saat uzaklıktaki Sakarya iline bağlı Taraklı ilçesine de düştü.
Fabrikada yapılacak kumaş renk çalışmalarının sonucunu görebilmek için 4-5 saat beklememiz gerekti.
Beklemesek zaten geç kalmış işlerimiz hepten kalacaktı, ne yazık ki halkımız tembel, bir iş yaptırmak deveye hendek atlatmak gibi:(

 Neyse zaten canımızı sıkan işleri bir kenara bırakıp, bekleme esnasında daha önce de gittiğimiz Taraklı ilçesinin fotoğraflarıyla size biraz oraları gezdireyim:) Tarihi evleriyle belki de çok az ilçede görebileceğimiz bir cevher burası. Son yıllarda restorasyon çalışmalarıyla bir yandan sahip çıkılırken, yıkılmaya yüz tutmuş evler yaşatılıyor ama bir yandan da fazla turistik olması sebebiyle bozulma tehlikesi içinde. Yıllar önce çay içecek bir yer bile bulamazken şu anda otelleri var. İyi mi, kötü mü siz karar verin?


                                                                                 
 Bu evin kapı üstündeki cumba çok ilgimi çekti, kapıya gelen kişiyi görmek için cumbanın alt kısmında yuvarlak bir delik vardı. Daha önce hiçbir evde görmedim. Ne kadar ince düşünülmüş değil mi?

 İlk gördüğümde bu evin üst tarafındaki camekanlı bölüm çok hoşuma gitmişti, bu görüşümde çok üzücü ama yana yatmış, galiba yıkılmak üzere ve nedense bu ev restorasyona girmemiş. Çok yazık olacak umarım kurtarılır...

 Bu manzara karşısında çay molası vermiştik burası Adapazarı bölgesinde. Eşimin objektifinden...

 Dönüşten önce genel görüntü ve altta da şehrin akşam ışıklarını yakmaya başlarkenki görüntüsü...


 Pembe papatya görünce şaşkınlıkla çektik fotoğraflarını, çok güzeller...

Çok şükür ki beklediğimize değdi, gün içinde de açtığımız telefonlarla fabrikayı bekliyoruz diye taciz ettiğimizden bir sonuç alabildik ve rahatladık. En azından gelmemiz işe yaradı ama şunu hep söylüyorum neden bizim insanımız böyle:(
Artık acıkan karnımızı Adapazarı'nın meşhur ıslama köftesi ile doyurabildik. 
Ancak dönüşümüz de meşakkatli oldu ( Allah beterinden saklasın diyerek) yolda trafik birden durdu, büyük bir tır kazası olduğunu duyduk neyse ki İkbal dinlenme tesisine çok yakındık da orada bekledik, yorulduk ama yapacak bir şey yoktu. Bir çok kişi de bizim gibi mağdurdu. Neyse sonuç olarak geç de olsa sağ salim döndük...

Umarım Taraklı'yı sevmişsinizdir:)

Bu arada seçim sonuçlarını heyecanla izliyoruz, sonuç ne olursa olsun ben, adil ve huzurlu bir ülkede yaşamayı diliyorum...

25 Mart 2014 Salı

İzlediğim filmler...

 Oscar geçti, ödüller verildi ama ben bu esnada izlediğim filmleri paylaşamadım. Neyse ödüllerden en iyi film, en iyi yardımcı kadın, en iyi kadın ve en iyi kostüm dallarındaki tahminlerim tuttu. Elbette sabaha kadar izledim Oscar törenini:) neyse ki Digitürk kullanmamız kırk yılın başı işe yaradı çünkü geçen senelerdeki gibi olmadı bu kez. Dolayısıyla izlemek isteyenler için üzücü bir durum yaşandı.

Animasyon dalında ödülü Frozen aldı ama ben aday filmlerin içinden Frozen haricinde bir de Ernet&Celestine'i izledim ve çooook beğendim. Mutlaka izleyin o sıcaklığı tadın...
 Şimdi diğer filmler için de kısa kısa izlemeyenlere yorumumu belirteceğim:)


 12 Yıllık Esaret (12 Years A Slave) En iyi film adayıydı ve ödülü hak ederek aldı. Film izlenmesi oldukça zor, insanın ruhuna işleyen bir acı bırakıyor. Belki bu filmin konusu olan kölelikle ilgili çok film çekildi ama bu başka, izlemeye dayanabilirseniz, görün derim. Ayrıca filmde en iyi yardımcı kadın oyuncu da ödülü hakkıyla kaptı.
 Nebraska siyah beyaz çekilmiş, farklı bir senaryoya sahip, dramatik olduğu kadar zaman zaman da sizi güldüren, etkili bulduğum, severek izlediklerimden...

 Bu filmi bir kere izleyerek anlamak onu özümsemek zor geldi bana, bu sebeple ilk fırsatta tekrar izleyip, tadını çıkaracağım. Sizlere de kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.

 Sona Doğru Robert Redford'u benim gibi sevenler için doya doya izleyeceğiniz bir film zira film tek kişilik. Denizde bir mücadele filmi ama ben filmi iyi bulmadım, bence daha iyisi olmalıymış.

 Para Avcısı Martin Scorsese'nin şaşırtmayan filmlerinden, şamatası bol, erotik ve ihtişamlı. The Great Gatsby'yi de çağrıştıran... Ben filmi gereksiz uzatılmış buldum ama yine de senaryonun ana fikri güzel, izlenebilir.
 Frozen adından da beli olduğu gibi buzlar içinde bir animasyon filmi. Ödül aldı. Film güzel ama bende pek bir iz bırakmadı, görsellik dışında...
Filmin adı Türkçe'ye Yasak Aşk olarak çevrilen bu film de ilginç bir senaryoya sahip, bana göre itici bir film, doğrusu manzaraları dışında beğenmedim.

İşte son izlediğim filmler hakkındaki düşüncelerim. Sizin önereceğiniz bir film varsa öğrenmek isterim:)

22 Mart 2014 Cumartesi

Son günlerde...


 Şu hayat koşturmacası neymiş? Saatler, günler fırtına gibi geçiyor ve ben çok istediğim halde paylaşımlarımı yapamıyorum, fotoları eklemek, yazmak, diğer blogları okumaya vakit ayırmak, hiçbiri olmuyor, oluyor da işte böyle geç oluyor...Bir de memleket halleri, üstüne tuz, biber, keyifsizlik de keyifsizlik!

Neyse geçen gün İstanbul Üniversitsindeydim. Eh, benim okulum ya artık:))
Bir arkadaşım okula bağlı çalışıyor, onunla buluştuk ve bana sadece personelin girebildiği, Botanik bahçesini gezdirdi, doğrusu çok hoştu, böyle bir yerin var olması bile güzel. Çeşit çeşit bitkiler, ağaçlar ve seralar vardı. Seralar çok sıcaktı, ter dökerek gezdik, et yiyen bitki gördüm, çok şaşırdım, bizi yemezmiş böcek yermiş:)))
Bambu ağacının gövdesinin harika bir kokusu olduğunu öğrendim, kısaca keyifli bir geziydi.

 Sonra aldığımız soğuk sandviçleri manzaraya karşı bankta oturup yedik.
Ardından ders notlarımla ilgili yardımcı kitap aradım, bulamadım şimdilik ama çıkacakmış...

 Araya son okuduğum kitabı alalım, Albert Camus Veba, Nobel ödüllü yazarın bu kitabı da diğer okuduğum Yabancı adlı kitabı gibi gayet güzeldi. Kitap 1985 baskı Altın kitap yayınlarından, böyle eski bir basımdan okumak da ayrıcalıktı doğrusu...

 Ders çalışırken bendeniz...Arkadaşımın hediye ettiği üniversitemin kupasında çay eşliğinde:)

Bu da yine arkadaşımın elinden onun odasında içtiğimiz kahveler ile gün sonu...

10 Mart 2014 Pazartesi

Resimlerimle Emeksensin.com'dayım:)


 Bir aralar elimde defter, pastel kalemlerim, suluboyam cafe'lerde otururken etrafımı çizerdim. Ya da hoşuma giden bir kadraj'ı fotoğraflar sonra onu evde çizerdim. Böylece küçük boylarda resimler biriktirdim.

Şimdi onları www.emeksensin.com sitesinde satışa sundum. Yeni resimler de ekledikçe güncelleyeceğim ve burada paylaşacağım.


 Bu iki resim de ilk satışlarım, biri Zeynep'in, diğeri de Didem'in:)) Gönderi yapmadan önce paketleriyle fotoğraflamıştım:)


Siteyi ziyaret edip siz de resimlerim hakkında beğeni ve yorum yaparsanız, fikrinizi almak hoşuma gider:)
Siteye girdikten sonra benim resimlerimi Sanat kategorisinden Nathalie adı altında bulabilirsiniz:))